📍 Chicago, IL, ABD • Canlı Yayın
🇺🇸 ABD'de Yaşayan Türklerin Bağımsız Haber Portalı
AMERİKA'DAN HABERİNİZ OLSUN

IŞİD’e Katılmakla Suçlanan Halima Salman Hakim Karşısında

Asayiş & Olay Yeri

Suriye’deki çatışma bölgelerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilen 27 yaşındaki Halima Salman, New York federal mahkemesinde terör örgütü üyeliği ve askeri eğitim alma suçlamasıyla yargılanmaya başladı. The New York Times adliye muhabiri Santul Nerkar imzalı habere göre, Amerikan yargı tarihinde federal mahkemede IŞİD üyesi olmakla suçlanarak jüri karşısına çıkarılan ilk kadın olan sanığın davası uluslararası hukuk çevrelerinde emsal niteliği taşıyor.

Brooklyn’deki New York Doğu Bölgesi Federal Mahkemesi’nde başlayan duruşmada federal savcılar, sanığın reşit olduktan sonra örgüt saflarında silahlı eğitim aldığını ve bir savaşçıyla evlendirildiğini iddia ediyor. Savunma makamı ise genç kadının henüz 17 yaşındayken Türk kökenli babasının baskısıyla kandırılarak Suriye’ye sürüklendiğini ve zorla evlendirilen bir insan ticareti kurbanı olduğunu savunuyor.

Halima Salman ve Brooklyn Federal Mahkemesi davası

Halima Salman ve Brooklyn’deki Tarihi Duruşma

Brooklyn Federal Adliyesi’nde jüri seçiminin tamamlanmasının ardından başlayan açılış konuşmaları, adliye koridorlarında olağanüstü güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Terörle mücadele birimlerinin gözetiminde duruşma salonuna getirilen sanığın sakin tavırları dikkat çekerken, duruşmayı yerli ve yabancı çok sayıda uluslararası hukuk gözlemcisi takip etti.

Duruşma tutanaklarına göre, Doğu Bölgesi Başsavcılığı davanın Amerikan ulusal güvenliği açısından taşıdığı kritik öneme işaret ederek sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyor. Hukuk çevreleri, Halima Salman davasının çatışma bölgelerinden geri dönen diğer Amerikan vatandaşlarının yargı süreçleri için belirleyici bir standart oluşturacağını vurguluyor.

Federal mahkemenin önümüzdeki günlerde tanık ifadelerini dinlemeye devam edeceği ve istihbarat görevlilerinin kapalı oturumlarda ifade verebileceği aktarıldı. Savunma ve savcılık makamlarının delil tartışmaları davanın seyrini doğrudan etkileyecek.

Askeri Eğitim ve Terör Örgütü Üyeliği Suçlaması

Federal savcılık tarafından hazırlanan kapsamlı iddianamede, sanığın 18 yaşına bastıktan sonra terör örgütü kamplarında piyade tüfeği eğitimi aldığı ve mühimmat temin ettiği ileri sürülüyor. İddia makamı, sanığın Suriye’nin Baghouz bölgesinde örgütün kadın taburlarında aktif rol oynadığını gösteren dijital kayıtları mahkemeye sundu.

Duruşmada söz alan savcılar, sanığın Almanya ve Afganistan çifte vatandaşı olan üst düzey bir IŞİD mensubu ile evli kaldığını ve örgütün son mevzilerini kaybedene kadar bölgede bulunduğunu kaydetti. Federal savcılar, 27 yaşındaki Halima Salman hakkında hazırlanan suçlamaların yalnızca fiziksel varlığı değil, ideolojik ve askeri bağlılığı da kapsadığını vurguladı.

İddia makamının jüriye sunduğu deliller arasında, çatışma bölgelerinde çekilmiş fotoğraflar ve istihbarat raporları yer alıyor. Sanığın örgüt içinde askeri unvan taşıdığı ve lojistik destek birimlerinde görev yaptığı iddiaları dosyanın en ağır suçlama başlıklarını oluşturuyor.

Savcılık makamı, sanığın reşit olduktan sonra bölgeden ayrılma fırsatı bulmasına rağmen kamplarda kalmaya devam ettiğini savunuyor. Bu durum, iddia makamının radikalleşme tezini güçlendirmek için kullandığı temel argümanlar arasında yer alıyor.

Halima Salman Savunması: Zorla Evlilik ve Aile Baskısı

Kamu savunucuları ve sanık avukatları ise mahkemeye sundukları dilekçelerde müvekkillerinin bir terörist değil, ataerkil bir aile yapısının ve insan kaçakçılığının kurbanı olduğunu savundu. Avukatlar, Türkiye kökenli babanın tüm aileyi nereye gittiklerini gizleyerek savaşa sürüklediğini ve kızını henüz küçük yaştayken zorla bir örgüt mensubuyla evlendirdiğini ileri sürüyor.

Mahkeme salonunda söz alan Halima Salman ve avukatları, Suriye’de bulunduğu süre boyunca sürekli ölüm tehdidi ve fiziksel şiddet altında yaşadığını, örgüt emirlerine uymaktan başka çaresinin kalmadığını ifade etti. Savunma makamı, genç kadının örgüt hiyerarşisinde kendi iradesiyle yer almadığını kanıtlamak için psikolojik değerlendirme raporlarını jüri heyetine sundu.

Sanığın eşi olduğu belirtilen ve örgütün yabancı savaşçılarından biri olan Ebu Ali lakaplı militanın ise halen Irak’taki bir cezaevinde tutuklu bulunduğu bildirildi. Avukatlar, sanığın kendi başına karar alma hürriyetinin tamamen elinden alındığını öne sürerek beraat talebinde bulundu.

Ayrıca savunma heyeti, genç kadının Suriye’de geçirdiği yıllar boyunca çocuklarını korumaktan başka bir gayesi olmadığını dile getirdi. Aile içi baskının boyutlarını gözler önüne seren tanık ifadeleri, jürinin karar sürecinde en çok tartışacağı başlıklar arasında bulunuyor.

JFK Havalimanı’ndan Suriye Kamplarına Uzanan Yol

Mahkeme kayıtlarına yansıyan seyahat belgeleri, sanığın ailesiyle birlikte New York JFK Havalimanı’ndan Moskova aktarmalı olarak Türkiye’ye uçtuğunu belgeliyor. Amerikalı bir anne ile Türk bir babanın çocuğu olan sanık, 2016 yılının sonlarında henüz reşit değilken babası tarafından Türkiye sınırından geçirilerek Suriye’deki çatışma bölgelerine sokuldu.

IŞİD’in 2019 yılında Baghouz’da yenilgiye uğratılmasının ardından genç kadın ve beraberindeki aile fertleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen El-Hol ve Roj kamplarında uzun yıllar alıkonuldu. Amerikan hükümetinin çatışma bölgelerindeki vatandaşlarını tahliye etme programı kapsamında Mayıs 2024’te 10 kişilik ailesiyle birlikte ABD’ye getirilen sanık, uçaktan iner inmez federal ajanlarca gözaltına alınmıştı.

Suriye kamplarındaki zorlu yaşam koşulları, yetersiz beslenme ve salgın hastalıklar, iade sürecine kadar geçen sürede ailenin ciddi sağlık sorunları yaşamasına yol açtı. Mahkemeye sunulan sağlık raporlarında, kamplarda geçirilen beş yıllık esaretin sanık üzerinde kalıcı travmalar bıraktığı ifade ediliyor.

ABD’deki mahkeme süreçleri, federal soruşturmalar ve göçmen toplulukları ilgilendiren yasal gelişmelere Amerika yaşam haberleri sayfamız üzerinden erişebilirsiniz. Davanın New York’taki yankılarını manşetine taşıyan The New York Times gazetesi, sanığın ailesinin Türkiye ve Suriye hattındaki yolculuğunu belgeleriyle okurlarına sundu.

Kamplarda tutulan yüzlerce yabancı uyruklu kadının vatandaşı oldukları ülkelere geri gönderilmesi tartışması sürerken, Washington yönetiminin kendi vatandaşını yargı önüne çıkarması uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor.

Amerikan Yargı Tarihinde Emsal Karar Beklentisi

Daha önce ABD mahkemelerinde IŞİD destekçisi kadınlar yargılanmış veya suçlarını kabul ederek uzlaşma yoluna gitmiş olsa da, doğrudan örgütün aktif askeri üyesi olma iddiasıyla federal düzeyde jürili bir yargılamaya çıkan ilk kadın sanık bu davayla kayıtlara geçti. Bu durum, davayı Amerikan ceza hukuku ve uluslararası insancıl hukuk açısından benzersiz bir konuma yerleştiriyor.

Hukukçular, davanın odağındaki temel sorunun ‘radikal örgüt mensuplarının eşleri suç ortağı mıdır, yoksa çatışma bölgelerinde esir düşmüş mağdurlar mıdır?’ ikilemi etrafında şekillendiğini belirtiyor. Jüri üyelerinin vereceği karar, Suriye’deki kamplardan getirilecek diğer kadınların hukuki statüsünü de doğrudan belirleyecek.

Davada çıkacak nihai hükmün, gelecekte benzer suçlamalarla karşılaşacak sanıklar için yasal bir içtihat oluşturması bekleniyor. Federal mahkeme salonunda yargılanan Halima Salman, adli makamların terör suçlarında zorlama savunmasını nasıl değerlendireceğine dair kritik bir testten geçiyor.

Brooklyn’de haftalarca sürmesi beklenen yargılama, New York’tan başlayıp Orta Doğu’nun savaş meydanlarına uzanan ve yeniden Amerikan adalet sistemine dönen karmaşık bir hayat hikâyesinin hukuki faturasını netleştirecek. Kararın hem ceza adaleti hem de insan hakları dengesi açısından geniş yankı bulacağı öngörülüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir