📍 Chicago, IL, ABD • Canlı Yayın
🇺🇸 ABD'de Yaşayan Türklerin Bağımsız Haber Portalı
AMERİKA'DAN HABERİNİZ OLSUN

New York Valisi’nden Cornell Skandalı Hakkında Tarihi Müdahale

ABD Gündemi

Amerika Birleşik Devletleri’nin en köklü ve saygın yükseköğretim kurumlarından biri olan Ivy League üyesi Cornell kampüsünde sular durulmuyor. Ülke genelinde geniş yankı uyandıran ve adli makamları harekete geçiren Cornell Skandalı, New York Valisi Kathy Hochul ve Eyalet Başsavcısı Letitia James’in doğrudan müdahalesiyle yeni bir boyut kazandı. 2024 yılı sonbaharında kampüs çevresindeki bir öğrenci kulübü yurdunda genç bir kadının uyuşturularak 7 kişinin cinsel saldırısına uğradığı iddiasıyla açılan federal dava, Amerikan kamuoyunda adalet mekanizmalarını ve üniversite yönetimlerinin sorumluluğunu yeniden tartışmaya açtı.

New York Valisi Kathy Hochul, düzenlediği basın toplantısında üniversite yönetimini ve yerel adli birimleri hedef alarak mağdur öğrencinin her aşamada sistem tarafından yalnız bırakıldığını ifade etti. Valiliğin talimatıyla eyalet düzeyinde genişletilen adli süreç, Amerikan yükseköğreniminde uzun süredir halı altına süpürülen kampüs güvenliği açıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Cornell Skandalı ve New York Valiliği’nin Tarihi Adımı

ABD’nin en prestijli eğitim merkezleri arasında yer alan kurumda yaşanan olaylar, sıradan bir disiplin soruşturması sınırlarını aşarak eyalet çapında siyasi ve hukuki bir krize dönüştü. Resmi dava dilekçesinde kimliği gizli tutulan “Jane Doe” adlı eski öğrencinin hukuk mücadelesi, kurumsal ihmalleri gözler önüne seriyor.

New York Valisi Kathy Hochul, yaptığı açıklamada genç kadının karşılaştığı muameleyi sert sözlerle eleştirdi. Vali Hochul, “Bu genç kadın, kendisini korumakla açıkça yükümlü olan herkes ve her kurum tarafından her aşamada yüzüstü bırakılmıştır. Böylesi ağır bir vakanın görmezden gelinmesine asla izin veremeyiz” diyerek dosyanın Tompkins County yerel savcılığından alınarak doğrudan New York Başsavcısı Letitia James’in ofisine devredildiğini kamuoyuna ilan etti.

Eyalet başsavcılığının dosyayı bizzat devralması, CBS News’in yayımladığı adli belgelere göre, üniversite yönetimi ve yerel güvenlik güçlerinin olası ihmallerinin de cezai boyutta inceleneceği anlamına geliyor.

Prestijli Amerikan üniversitelerinde patlak veren güvenlik zafiyetleri ülke çapında tepki topluyor.

Kardeşlik Kulübünde Yaşananlar: İddialar ve İhmaller Zinciri

Mahkemeye sunulan dava dosyasına yansıyan ayrıntılar, yaşanan trajedinin boyutlarını net bir şekilde özetliyor. İddialara göre mağdur öğrenci, Ekim 2024 tarihinde kampüs bitişiğindeki Chi Phi adlı erkek öğrenci birliği (fraternity) evinde organize edilen bir davete katıldı.

Dava dilekçesinde, genç kadına sunulan içeceğe yüksek etkili uyuşturucu madde karıştırıldığı ve bilincini kaybetmesinin ardından 7 öğrencinin cinsel saldırısına maruz kaldığı ifade ediliyor. Tıbbi raporlar, ertesi sabah hastaneye başvuran kadının kanında uyuşturucu madde tespit edildiğini ve ciddi fiziksel darp izleri bulunduğunu belgeliyor.

Ancak mağdurun şikayetine rağmen üniversite idaresinin delil toplama sürecini savsakladığı ve kampüs polisine yeterli koordinasyonu sağlamadığı öne sürülüyor. Genç kadının avukatları, üniversitenin “Title IX” federal cinsiyet eşitliği ve güvenlik yasalarını çiğnediğini belirterek kurumsal tazminat talebinde bulundu.

Öğrencilerin İsyanı: “Utanç Duyuyoruz” Sloganları Yükseldi

Haberin önce üniversite gazetesi The Cornell Daily Sun’da ardından da ulusal basında manşet olmasıyla birlikte Ithaca kampüsü tarihi gösterilere sahne oldu. Kampüste toplanan yüzlerce öğrenci, akademisyen ve mezun, rektörlük binasını abluka altına alarak yönetimi protesto etti.

“Utanç duyuyoruz” ve “Sessizlik suça ortaklıktır” yazılı pankartlar taşıyan öğrenciler, şüphelilerin derhal okuldan atılmasını ve tutuklanmasını istedi. Öğrenci konseyi, kampüsteki tüm kardeşlik kulüplerinin faaliyetlerinin askıya alınması ve sosyal etkinliklerin durdurulması yönünde karar aldı.

Öğrenciler, okul yönetiminin kurumsal prestij ve bağışçı ilişkilerini koruma güdüsüyle öğrenci can güvenliğini ikinci plana attığını belirterek, şeffaf bir soruşturma yürütülene kadar protestoları sürdüreceklerini açıkladı.

Cornell Skandalı Kapsamında Yasal Boşluklar ve Adalet Arayışı

Yaşanan kriz, yalnızca bir kampüs disiplin zaafını değil, aynı zamanda New York eyalet ceza kanunlarındaki rıza ve sarhoşlukla ilgili gri alanları da tartışmaya açtı. Cornell Skandalı sonrasında yerel savcılığın somut delillere rağmen aylarca iddianame hazırlamaması, mağdurun iradesi dışında uyuşturulması durumunda rıza tanımının nasıl yorumlanacağı sorusunu gündeme getirdi.

Vali Kathy Hochul, eyalet yasama meclisine acil reform çağrısında bulunarak, iradesi dışında ilaç veya alkol verilerek bilinci kapatılan bireylere yönelik fiillerin ceza yasalarında tartışmasız biçimde en ağır suç kapsamına alınmasını istedi. Hochul, kanunlardaki teknik açıkların cinsel saldırı failleri için bir sığınak olamayacağını vurguladı.

Amerika genelinde yaşayan Türk vatandaşları ve göçmenlerin yakından takip ettiği yasal reformlar ve dava süreçleri hakkında en güncel analizlere ABD hukuk ve eğitim sistemi haberleri sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Cornell Skandalı ve ABD’deki Türk Öğrencilerin Güvenliği

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üniversitelerde lisans ve lisansüstü eğitim gören binlerce Türk genci ve çocuklarını bu ülkeye gönderen aileler için Cornell Skandalı hayati güvenlik uyarıları içeriyor. Özellikle köklü Amerikan üniversitelerinde yaygın olan denetimsiz kulüp partileri ve kardeşlik evleri, ciddi güvenlik riskleri barındırabiliyor.

Eğitim danışmanları ve hukukçular, ABD’deki Türk öğrencilerin kampüs acil yardım hatlarını, eskort güvenlik hizmetlerini ve cinsel taciz durumunda devreye giren Title IX haklarını eksiksiz öğrenmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Herhangi bir hak ihlali durumunda yalnızca okul disiplin kurullarına bağlı kalınmaması, bağımsız adli ve hukuki kanallara derhal başvurulması öneriliyor.

New York Eyalet Başsavcılığı’nın devreye girmesiyle derinleşen soruşturmanın seyri, sadece Cornell yerleşkesi için değil, tüm Amerikan yükseköğrenim sisteminde öğrenci hakları ve adalet mekanizmaları açısından emsal teşkil edecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.