📍 Chicago, IL, ABD • Canlı Yayın
🇺🇸 ABD'de Yaşayan Türklerin Bağımsız Haber Portalı
AMERİKA'DAN HABERİNİZ OLSUN

Manş Denizi’nde Tarihi Kriz: İngiltere Fransa Göçmen Anlaşması İptal Edildi

Göçmenlik & Vize

Avrupa kıtası ile Britanya arasında yıllardır süregelen sığınmacı krizinde beklenen son gerçekleşti. Londra ve Paris yönetimlerinin küçük botlarla Manş Denizi üzerinden yapılan kaçak geçişleri durdurmak amacıyla imzaladığı İngiltere Fransa göçmen anlaşması, iki ülkenin ortak kararıyla resmen rafa kaldırıldı. İki ülke arasında sığınmacıların Fransa’ya iadesini öngören ve dönüm noktası olarak sunulan bu ikili mekanizma, sahada yaşanan derin tıkanıklıklar, aşırı bürokrasi ve devasa operasyonel maliyetler sebebiyle çöktü.

Diplomatik heyetlerin aylardır süren değerlendirmeleri sonucunda, uygulamanın sığınmacı akınını durdurmada yetersiz kaldığı tescillendi. Geri kabul mekanizmasının sonlandırılması, uluslararası kamuoyunda iltica hukuku, insan hakları ve sınır güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

İngiltere Fransa Göçmen Anlaşması Neden Çöktü?

İngiliz hükümetinin “küçük botları durdurma” vaadinin merkezinde yer alan mutabakat, ilk günden itibaren çok sayıda lojistik pürüzle karşılaştı. The New York Times yazarları Mark Landler ve Ségolène Le Stradic tarafından aktarılan bilgilere göre, her iki başkent de anlaşmanın getirdiği mali yükün elde edilen sembolik neticeye değmediği konusunda uzlaşarak projeyi terk etti.

Süreç boyunca geçişlerde yaz aylarında yüzde 43 oranında bir gerileme görüldüğü iddia edilse de bağımsız gözlemciler bu durumun anlaşmayla ilgisi olmadığını saptadı. Sayılardaki geçici düşüşün asıl sebebi, Fransız polisinin plaj devriyelerini artırması ve Manş Denizi’ndeki elverişsiz hava şartlarıydı.

Dolayısıyla İngiltere Fransa göçmen anlaşması, insan kaçakçılığı şebekelerinin rotalarını değiştirmesini engelleyemedi ve beklenen caydırıcılığı yaratmaktan uzak kaldı.

İngiltere Fransa Göçmen Anlaşması Kapsamında Bin 400 Kişilik İade Tablosu

Mutabakatın temel omurgasını oluşturan “bire bir değişim” kuralına göre, botlarla İngiltere’ye ulaşan düzensiz göçmenler Fransa’ya iade edilecek, buna karşılık İngiltere yasal mülteci statüsü taşıyan kişileri kabul edecekti. Ancak açıklanan resmi veriler tam bir hayal kırıklığını gözler önüne serdi.

Geçtiğimiz yıl 41 binden fazla sığınmacı botlarla İngiltere sahillerine ayak basarken, İngiltere Fransa göçmen anlaşması çerçevesinde eylül ayına kadar Fransa’ya yalnızca bin 400 kişi geri gönderilebildi. Toplam geçişlerin yüzde 4’ünü bile bulmayan bu sembolik sayı, kamuoyunda harcanan bütçenin sorgulanmasına yol açtı.

İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın sınır dışı uçuşları, gözetim merkezleri ve hukuki prosedürler için harcadığı milyonlarca sterlin, kamu maliyesinde ciddi bir israf olarak nitelendirildi.

İngiltere Fransa Göçmen Anlaşması ve Avrupa’da Artan Tepkiler

Anlaşmanın feshinde Fransa kamuoyundaki sert muhalefet de kritik rol oynadı. Fransız siyasetçiler ve yerel idareler, Paris’in “İngiltere’nin sınır bekçisi” haline getirildiğini belirterek hükümete ağır baskı uyguladı.

Calais ve Dunkirk bölgelerinde kurulan geçici barınma merkezlerinin insani krizlere davetiye çıkardığını vurgulayan insan hakları örgütleri, sığınmacıların seçim ve transfer süreçlerinde ağır ihlaller yaşandığını raporladı. Bu tepkiler karşısında Fransız hükümeti anlaşmayı sürdürmenin siyasi faturasını üstlenmek istemedi.

Sınır güvenliği ve uluslararası göç hukuku alanındaki tüm gelişmeleri uluslararası göçmenlik ve sığınma haberleri sayfamızdan kesintisiz takip edebilirsiniz.

Bürokratik Çıkmaz: Hukuki İtirazlar ve Mahkeme Kararları

Her iki ülkenin hukuk sistemi, sığınmacıların toplu şekilde sınır dışı edilmesini zorlaştıran uluslararası sözleşmelerle bağlı bulunuyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Mülteci Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükler, İngiliz mahkemelerinde yüzlerce dosyanın durdurulmasına sebep oldu.

Avukatların açtığı bireysel itiraz davaları nedeniyle geri gönderme merkezlerindeki bekleme süreleri uzadı ve maliyetler katlandı. Bu durum, idari kapasitenin kilitlenmesine ve sistemin kendi içinde çökmesine zemin hazırladı.

Yetkililer, yasal güvenceleri baypas etmeye çalışan hiçbir idari formülün mahkemelerden onay alamadığını bizzat tecrübe etmiş oldu.

İngiltere Fransa Göçmen Anlaşması ve Küresel Sığınma Politikaları

Avrupa’da çöken bu mekanizma, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere sınır güvenliğini ikili geri kabul mutabakatlarına dayandırmaya çalışan tüm ülkeler için ders niteliğinde veriler sundu. İngiltere Fransa göçmen anlaşması, sınırların yalnızca tel örgüler ve takas protokolleriyle kontrol altına alınamayacağını somutlaştırdı.

ABD’deki göçmen toplumu ve Türk vatandaşları açısından da küresel iltica rejimlerinin geçirdiği bu dönüşüm büyük önem arz ediyor. Gelişmiş ülkelerin sığınma kriterlerini katılaştırdığı bir dönemde, yasal göç kanallarının korunmasının hayati olduğu bir kez daha teyit edildi.

Londra ve Paris şimdi sınır dışı odaklı protokoller yerine, organize insan kaçakçılığı şebekelerine yönelik ortak polis operasyonlarına ve kaynak ülkelerle kalkınma iş birliklerine ağırlık vermeyi planlıyor.