📍 Chicago, IL, ABD • Canlı Yayın
🇺🇸 ABD'de Yaşayan Türklerin Bağımsız Haber Portalı
AMERİKA'DAN HABERİNİZ OLSUN

Filistin Dersi Açan Michel DeGraff İçin MIT’den Şok Karar: Maaşını Al Ama Derse Girme

Eğitim & Kariyer

Amerika Birleşik Devletleri’nin en prestijli yükseköğretim kurumlarından Massachusetts Institute of Technology (MIT), akademi tarihine geçecek emsalsiz bir krizle çalkalanıyor. Üniversitede 28 yılı aşkın süredir dilbilim alanında çalışmalar yürüten dünyaca ünlü akademisyen Michel DeGraff, Filistin meselesini müfredatına taşıdığı tartışmalı dersi sebebiyle bölümünden ve dersliklerden fiilen uzaklaştırıldı.

Üniversite idaresi, ömür boyu kadro (tenure) güvencesi bulunduğu için işten çıkaramadığı profesörün tam maaşını ödemeye devam ederken, öğrencileriyle bir araya gelmesini ve ders vermesini tamamen yasakladı. Söz konusu karar, Amerikan akademi dünyasında ifade özgürlüğü ve akademik özerklik ilkeleri etrafında dev bir tartışma dalgası başlattı.

Prestijli yayın organı The New York Times tarafından detayları ortaya çıkarılan gelişme, üniversite yönetiminin üzerinde hissettiği yoğun siyasi ve finansal baskının boyutlarını gözler önüne seriyor. İddialara göre üniversite heyeti, kampüs içindeki tansiyonu düşürmek adına emsalsiz bir idari tecrit yoluna başvurdu.

Michel DeGraff ve MIT kampüsündeki tartışmalı ders kararı
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), kadrolu profesörü derslerden uzaklaştıran kararla gündemde.

Michel DeGraff ve MIT Yönetimi Arasındaki Ders Krizi Nasıl Başladı?

Haiti asıllı saygın dilbilimci Michel DeGraff, özellikle Creole dillerinin yapısı, post-kolonyal eğitim sistemleri ve dilin toplumsal kurtuluş mücadelelerindeki rolü üzerine yaptığı uluslararası çalışmalarla tanınıyor. Ancak deneyimli akademisyenin hazırladığı yeni ders izlencesi, Gazze ve Filistin coğrafyasındaki dilsel ve siyasi baskıları merkeze alınca kriz patlak verdi.

DeGraff tarafından tasarlanan müfredatta, dilbilimin baskıcı rejimler ve sömürgeci politikalar karşısındaki direnç mekanizmaları irdeleniyordu. MIT yönetimi ise bu dersin içeriğinin tek taraflı siyasi propaganda barındırdığını ve kampüsteki bazı öğrenci gruplarını huzursuz edebileceğini öne sürdü.

Yönetim ile bölüm başkanlığı arasında haftalarca süren müzakereler sonuçsuz kaldı ve ders programı askıya alındı. Ardından gelen süreçte Michel DeGraff, yürüttüğü akademik koordinatörlük görevlerinden ve bölüm içi karar alma mekanizmalarından kademeli biçimde dışlandı.

Kadrolu Profesör Michel DeGraff İçin Bulunan Çarpıcı Formül

Amerikan yükseköğretiminde “tenure” müessesesi, akademisyenleri siyasi iktidarların, zengin bağışçıların ve rektörlüklerin keyfi tasarruflarından korumak üzere inşa edilmiş anayasal düzeyde bir güvencedir. Kadro hakkına sahip olan Michel DeGraff doğrudan işten atılamayacağı için rektörlük hukukçuları benzeri az görülen bir ara yol üretti.

Yönetim, akademisyenin sözleşmesinde yer alan tüm maaş ve özlük haklarını eksiksiz yatırmaya devam ederken, kendisini öğretim yükümlülüklerinden tamamen muaf tuttu. Tıp ve finans sektörlerinde sıkça başvurulan bu zorunlu izin modeli, üniversite koridorlarında “derse sokmama tazminatı” olarak yankı buldu.

Öğretim görevlisine her ay yüz binlerce dolarlık bütçeden düzenli maaş ödenmesi ancak dersliğe adım atmasının yasaklanması, akademik camiada büyük bir infial yarattı. Eğitim sendikaları, bu uygulamanın kadro güvencesini baypas eden son derece tehlikeli bir idari hile olduğunu duyurdu.

Michel DeGraff Neden Hedef Seçildiğini Savunuyor?

Son 28 yıldır yüzlerce lisans ve doktora öğrencisi mezun eden Michel DeGraff, 7 Ekim sonrası Amerikan üniversitelerini saran eylemlerde Filistin yanlısı öğrenci hareketlerine açık destek veren en kıdemli figürlerden biriydi. Kampüste kurulan dayanışma kamplarını ziyaret eden ve öğrencilerin barışçıl gösteri haklarını savunan DeGraff, şimşekleri üzerine çekmişti.

ABD Kongresi’nde üniversite rektörlerinin antisemitizm suçlamalarıyla saatlerce sorgulandığı ve milyarder bağışçıların fonlarını çekmekle tehdit ettiği bir dönemde, MIT yönetiminin geri adım attığı belirtiliyor. Yönetimin, bağışçıların tepkisini dindirmek amacıyla en görünür ve tavizsiz isimleri tasfiye etmeyi seçtiği iddia ediliyor.

Konuyla ilgili kamuoyuna değerlendirmelerde bulunan Michel DeGraff, kendisine dayatılan bu tecridin tamamen siyasi bir sindirme girişimi olduğunu ifade etti. Akademik düşünce özgürlüğünün bağışçı çeklerine kurban edildiğini belirten profesör, haklarını sonuna kadar arayacağını duyurdu.

28 Yıllık Akademisyen Michel DeGraff Kararının ABD Genelindeki Yankıları

Columbia, Harvard, Pennsylvania ve Cornell gibi Sarmaşık Ligi (Ivy League) üniversitelerinde son bir yıldır yaşanan öğrenci ve akademisyen ihraçları, MIT’deki bu son adımla birlikte yeni bir evreye taşındı. Kadrolu bir profesörün fikirleri nedeniyle maaşa bağlanıp susturulabilmesi, tüm Amerikan üniversite sisteminde taşları yerinden oynatıyor.

Akademi temsilcileri, bu kararın kabul görmesi durumunda hiçbir öğretim üyesinin dokunulmazlığının kalmayacağına dikkat çekiyor. Zira siyaseten tartışmalı bulunan herhangi bir konuda araştırma yapan veya ders açan her hoca, “maaşını verip susturma” tehdidiyle yüz yüze kalabilir.

Amerika Birleşik Devletleri genelindeki üniversite politikaları ve kampüs gelişmelerini detaylı incelemek için sitemizin Eğitim haberleri kategorisine göz atabilir, güncel gelişmeleri takip edebilirsiniz.

ABD’deki Türk Toplumu ve Uluslararası Araştırmacılar İçin Uyarı Niteliğinde

Yaşanan bu sarsıcı olay, Amerika’daki prestijli kurumlarda doktora, doktora sonrası (post-doc) veya öğretim üyeliği yapan yüzlerce Türk bilim insanı açısından da son derece öğretici mesajlar barındırıyor. Özellikle vize kısıtlamaları altında çalışan uluslararası araştırmacılar, fikir beyan etmenin kariyerlerine mal olabileceği bir iklimin güçlendiğini gözlemliyor.

En üst düzey güvenceye sahip 28 yıllık bir bilim insanı olan Michel DeGraff örneği, kurumsal baskı mekanizmalarının kimseyi muaf tutmadığını gösterdi. Göçmen kökenli araştırmacıların ve öğrencilerin kampüs içi haklarını, ifade hürriyeti sınırlarını ve sözleşme detaylarını çok daha bilinçli takip etmesi gerektiği vurgulanıyor.

Hukukçular, MIT aleyhine açılabilecek olası davaların Amerikan Anayasa Mahkemesi’ne kadar uzanabilecek bir emsal karar doğurabileceğini kaydediyor. Önümüzdeki günlerde akademik kurulların ve senatonun bu karara karşı nasıl bir tutum takınacağı merakla bekleniyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir