📍 Chicago, IL, ABD • Canlı Yayın
🇺🇸 ABD'de Yaşayan Türklerin Bağımsız Haber Portalı
AMERİKA'DAN HABERİNİZ OLSUN

Federal Yargıçtan ICE’a Şok Suçlama: Yalan Söylediler, Sahte Tutanak Düzenlediler

ABD Gündemi

Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), New York federal mahkemesinden gelen benzeri görülmemiş ağırlıkta bir yargı kararıyla sarsıldı. Eski Başkan Donald Trump tarafından 2019 yılında göreve atanan Federal Yargıç Gary R. Brown, açıkladığı 28 sayfalık gerekçeli kararında federal ajanları görevi kötüye kullanmakla suçladı. Yargıcın tespitleriyle gün yüzüne çıkan ICE sahte tutanak skandalı, kurum bünyesindeki memurların yasa dışı tutuklamaları örtbas etmek amacıyla resmi evrakta sahtecilik yaptığını ve mahkemede yalan ifade verdiğini belgeledi.

New York Doğu Bölgesi Federal Mahkemesi’nde görülen dava, federal göçmenlik polisinin denetimsiz güç kullanımını ve kurumsal yozlaşmayı tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Kararda, federal ajanların deneyimsiz oldukları, yasal prosedürleri bilmedikleri ve bu eksikliklerini gizlemek adına yalana başvurdukları açıkça kayda geçirildi. Karar, ABD’de yaşayan milyonlarca göçmen ve Türk toplumu nezdinde de büyük bir yankı uyandırdı.

Federal Mahkemede Patlak Veren ICE Sahte Tutanak Skandalı

Federal Yargıç Gary R. Brown, ICE memurlarının mahkeme huzurunda verdikleri çelişkili ve gerçeğe aykırı ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Yargıç Brown, ajanların adli süreç boyunca yalan yere yemin etmiş olma ihtimalinin son derece yüksek olduğuna işaret etti. Hazırlanan raporda, memurların hukuksuz eylemlerini meşrulaştırmak için kasıtlı olarak gerçeğe aykırı idari raporlar tanzim ettikleri ifade edildi.

The New York Times tarafından aktarılan ayrıntılara göre, federal ajanlar mahkemeyi yanıltmaya çalışırken resmi kayıtları tahrif etti. Yargıç Brown, karar metninde “ICE ajanları, aralarında bir ABD vatandaşının ciddi şekilde yaralanmasının da bulunduğu yasa dışı eylemlerini gizlemek amacıyla resmi belgelerde sahtecilik yapmıştır” ifadelerine yer verdi.

Mahkeme kararında yer alan bulgular, ICE’ın uyguladığı saha taktiklerinin anayasal hakları nasıl çiğnediğini somut biçimde gösterdi. Özellikle mahkeme salonları, adliye girişleri ve sokak ortasında yapılan rastgele müdahaleler, yargıçların sert tepkisiyle karşılaşmaya devam ediyor.

Bronx Olayı ve ICE Sahte Tutanak Skandalı ile Gün Yüzüne Çıkan Ayrıntılar

Söz konusu davanın fitilini ateşleyen olay, New York’un Bronx bölgesindeki Norwood mahallesinde 6 Mayıs tarihinde meydana geldi. Üç federal ICE görevlisi, aradıkları firari şüphelilerle hiçbir ilgisi bulunmayan iki Hispanik erkeği sokak ortasında yanlışlıkla gözaltına aldı. Gözaltına alınan kişilerden birinin doğuştan Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olduğu anlaşıldı.

Gözaltı işlemi sırasında şiddete maruz kalan Amerikan vatandaşı ağır şekilde yaralanırken, görevliler yaptıkları büyük hatayı gizlemek için gerçeğe aykırı tutanaklar düzenledi. Ajanlar, hedef aldıkları kişiler ile yakaladıkları kişilerin fiziksel özelliklerinin birbirine benzediğini iddia ederek kendilerini savundu. Ancak Yargıç Brown, iki grubun fiziksel eşkalleri arasında dağlar kadar fark olduğunu ve bu savunmanın ICE sahte tutanak skandalı kapsamında uydurulmuş bir kılıf olduğunu belirtti.

Haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılan ve darbedilen mağdurun haziran ayında açtığı tazminat davası, federal kurum içerisindeki yozlaşmayı tüm detaylarıyla belgeleyen bu tarihi kararın çıkmasını sağladı.

Toplu Sınır Dışı Baskısı ve ICE Sahte Tutanak Skandalı Arasındaki Bağlantı

Göçmen hakları savunucuları ve hukuk uzmanları, sahadaki hukuksuzlukların temelinde merkezi yönetimin uyguladığı kitlesel sınır dışı baskısının yattığını kaydediyor. Belirlenen agresif tutuklama kotalarını doldurmak zorunda hisseden saha birimleri, yeterli istihbarat ve arama izni olmaksızın şüpheli gördükleri herkese müdahale ediyor. Hukuki süreçleri yakından takip etmek için Göçmenlik kategorimizi ziyaret edebilirsiniz.

Araştırmacı gazetecilik kuruluşu ProPublica tarafından yayımlanan güncel veriler, Washington yönetiminin göreve gelmesinden bu yana en az 506 Amerikan vatandaşının göçmenlik polisi tarafından haksız yere gözaltına alındığını gösteriyor. Chicago banliyölerinde yaşanan benzer bir olayda, firari sanılarak gözaltına alınan bir Amerikan vatandaşının başından, boynundan ve dişlerinden ağır şekilde yaralanması kamuoyunda infial yaratmıştı.

Saha tecrübesi bulunmayan personelin hızlıca göreve atanması, anayasal güvencelerin göz ardı edilmesine yol açıyor. Denetim mekanizmalarının yetersizliği ve üst düzey bürokratların göz yumması, personelin pervasızca yalan beyanda bulunmasına zemin hazırlıyor.

Federal Yargıçların Artan Tepkisi ve Hukuksuz Tutuklamalar

Yargıç Gary R. Brown’ın verdiği karar münferit bir duruşma sonucu olmaktan çok, federal yargı organı içerisinde giderek büyüyen bir hoşnutsuzluğun göstergesi olarak nitelendiriliyor. Yalnızca Demokrat değil, Cumhuriyetçi başkanlar tarafından atanmış çok sayıda federal yargıç da ICE uygulamalarına karşı peş peşe sert kararlar alıyor.

Yargıçlar, federal kurumların Anayasa’nın Dördüncü Değişikliği (Fourth Amendment) ile korunan makul şüphe ve hakim onaylı arama kararı (warrant) şartını systematically ihlal ettiğine hükmediyor. Mahkemeler, “yanlış kimlik tespiti” bahanesinin keyfi tutuklamalar için standart bir kurum politikası haline gelmesinden derin endişe duyuyor.

Adalet Bakanlığı savcılarının da mahkemelere sunulan yanıltıcı ICE belgeleri nedeniyle zor durumda kaldığı ve bazı davalarda daha önce savundukları iddiaları geri çekmek zorunda kaldıkları bildiriliyor.

ABD’deki Göçmenler ve Türk Toplumu İçin Hayati Hukuki Haklar

Amerika Birleşik Devletleri sınırları içerisinde yaşayan Türk vatandaşları, Green Card sahipleri ve vize statüsündeki bireylerin de bu tür operasyonlar karşısında anayasal haklarını çok iyi bilmesi gerekiyor. Hukukçular, Amerikan Anayasası’nın tanıdığı temel hakların vatandaş olsun ya da olmasın ülke topraklarında bulunan herkes için geçerli olduğunu hatırlatıyor.

Sokakta veya evde federal memurlarla karşılaşıldığında dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:

  • Arama Kararı Talep Edin: Kapınıza gelen memurlara kapıyı hemen açmak zorunda değilsiniz. Bir hakimin imzasını taşıyan resmi arama kararını (judicial warrant) kapının altından veya pencereden göstermelerini isteyin.
  • Sessiz Kalma Hakkı: Anayasa’nın Beşinci Değişikliği uyarınca sessiz kalma hakkına sahipsiniz. Memurların yönelttiği sorulara yanıt vermek veya doğum yeriniz hakkında bilgi paylaşmak zorunda değilsiniz.
  • Avukat Talebinde Bulunun: Gözaltına alınmanız durumunda derhal bir göçmenlik avukatıyla görüşmek istediğinizi açık ve net bir dille belirtin ve avukatınız olmadan hiçbir belgeye imza atmayın.
  • Belge İmzalamayı Reddedin: Kendi dilinizde anlamadığınız veya içeriğinden emin olmadığınız hiçbir gönüllü geri dönüş (voluntary departure) formunu imzalamayın.

Yargıç Brown’ın ifşa ettiği ICE sahte tutanak skandalı, göçmenlerin her aşamada yasal temsil hakkını kullanmasının ve yaşanan hak ihlallerini kayıt altına almasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir